İnternet; insanların üzerinde günümüzde en çok etki bırakan ve insanları bilinçli veya bilinçsiz yönlediren en büyük silah konumunda en azından şuan öyle gözüküyor ve googleın yükselişi bunun bir göstergesi ayrıca youtube’un popülitesinin kelebek ömrü kadar olacağı kanısınından çürümesi internet ve yönlendirilmiş etkisini bir okadar daha artırdı.

Gelelim Türkiyeye içerikmi görsellikmi derseniz şuan için görsellik ön planda ama e-ticaretin yükselişi devam ediyor ancak işmodeli yaratma (creativebussinessidea) konusunda hala eksiklik göze batmakta
Aslında fikir oluşumu ihtiyaç analizini iyi yapmaktan ileri gelir Bir end.müh buna çok dikkat etmeli herşeyden önce burdaki herşeyden kastım model tasarımı veya bir problem olabilir.mutlaka analizini çok iyi yapmalı ve planlı çalışmalıdır.(konu konuyu açtı sorry)

Sadede gelirsek; benim burada yepyeni bir fikrim var ve halka açık bir şekilde bu fikirlerimi bundan sonra sunacağım nedeni ise fikirleri ve trendleri incelerken aslında var olanı sorgulayıp herkesin göremediklerini bedavaya sunmam ve bundan para kazanma gayesi gütmememdir.İşte google yetkililerinin verdiği ropörtaj;
”Google yetkilileri, geçtiğimiz günlerde yapılan bir röportajda YouTube hakkındaki bir soruya “Video paylaşımı ve videolara reklam alma konusunda yepyeni bir pazar oluşturulabilir, ancak bu konuda model hakkında bir karara varamadık” şeklinde cevap verdi. ”

Google youtube’dan nasıl para kazanacağını henüz hesaplamadı Benim ise Youtube fikrimde ise şunlar var gayet kısa..; Kullanıcılar video veya klip eklerken reklam veren firmalar tarafından reklam alacaklar ve videoya ekleyecekler eğer kullanıcının izlenme oranı +1 milyon ve fazlası olursa çeşitli ödüllere veya para kazanma şeklinde geri dönüşümü olacak bunu youtube değil reklam veren firmalar yapacaklar ayrıca google ‘n bunu engellenmesi youtube’n sonu olacağını hesapladığından eminim.çünkü gördüğüm kadarıyla google’n felsefesi özgürce zengin içerikte dolaş…

Burda google nasıl para kazanıra gelirsek; reklam veren firmalar yani bir anlamda para dağıtan firmalar kullanıcıya dağıttığı ödemenin belli %’sinide google yaparak googledan her türlü desteği alır.örneğin aramalarda ön sırada çıkmak gibi google modelinin aynısı …

ayrıca bu fikrim geliştirilebilir olduğuna inanmaktayım google muhendislerine duyulur…

Öncelikle bu bir kıyaslama yazısı olacaktır bunu belirteyim. Önce durum analizi yapıp nerde olduğumuzu görelim sonra öngörüm olan geleceğin teknolojik trendlerinden bahsetceğim. Kıyaslama beşiktaş reklamcılığı olarak adlandırılırdığım Türkiye’nin reklamcılık ve tasarım tarzının handikaplarını ve gözlemlerimi sunacağım.
Şöyleki;

Gözlemlerimden çıkan şu biz varolandan esinleniyoruz. Yani milanodan görüp bişeyleri yapmaya çalışıyoruz. Belki orjinal şeyler çıkıyor arada ama demek istediğim sadece moda tasarımıyla ilgili değil diğer tüm tasarımlarımıza yön veren trendlerle ilgili..Türkiyeden çıkan bir trend akımı varmı soruyorum hadi diyebilirsiniz moda ve textil alanında Türkler öndeler ama diyorum işte Trendimiz yok aslında Dünyada ne trend varsa onun peşinden gidiyoruz beşiktaş aslında bunu yapıyor ve başardığını sanıyor..

Örneklerle süslemek gerekirse dünya trendlerini Türkiye artık çok çabuk takip ediyor.Her alanda birebir kopyasını anında başarıyor bunu hızlı başarmasıda marifet sayılıyor yani paris hiltonun giydiği bluz tasarımı önce hande yenere sonra tüm türk kızlarının üstünde pantolon keza dar paça şuanki trend yine aynı tablo.erkeklerde beckham saç modeli ; top onda hala ön sırada…Sizce bu trendler kendi kendinemi Türkiyede ortaya çıkıyo sanmam..

Belirli kesinler yani moda vb tasarımcıların dünya trendlerini takip etmesi sonucu giyim tarzımız şekilleniyor sonuç olarak hepimiz imitasyonuz.. Orjinallikten uzak yaşıyoruz.

Bu kadar eleştiri yeter demeyin bence örnek verebiliceğim bir çok konu var aslında o yüzden eleştiriyi sonuna kadar hakediyorlar..

Gelelim Geleceğin Trendlerine…Şu bi gerçekki binlerce milyonlarca konuda trend mevcut ancak gidiş yolu olarak yani inovatif düşünce yapısı bakımından hepsinin önü kapalı. Başka bir deyişle bir trend çıkıyo ancak sonu yok orda kesiliyor yeni bir trend çıkması lazımki onu unutmak için yeni birşeyler üretelim uzun lafın kısası trendin devri kapandımı sil baştan yeni trend çıkar..

Bunun önüne çıkmak için (gelecekteki öngörümde bu yönde) Üzerinde inovatif fikirleride kullanabilecek trendin üzerine entegre olabilecek yeni düşünceler fikirlerle bezenip yepyeni trendlerin oluşturulması bunu için öncelikle çok yönlü ön trendlerin bulunması gerekiyor..yani son kullanıcı olan ”YOU” tüketici (müşteri) bu konuda eline öyle bir malzeme verelimki kendi trendini oluşturabilsin ve binlerce yeni trend ortaya çıksın ..DİKKAT edelim ben üründen söz etmiyorum trend diyorum yani ürün bazlı konuşmuyorum herkes kendi trendini oluşturabilicek ” argümanlara ” sahip olduğu zaman bu dediğim ortaya çıkar.

Sanırım bu bir doğal süreç ve buna kimse müdahele edemez herşeyin teknolojinin ve trendinde bir çıkma zamanı var sadece algılarla olan bir konuda müdahele imkansız olmasada bireysel bazda çok zordur..

Yeni fikirlere açık olmak önemli bir mevzu dolayısıyla artık trend bildiğini unut eskiyi değil yeni fikirleri devreye sok herkese yay kabul görsün anlayışı…

İnovasyon denilen sihirli kelimenin ardında bir çok sır olduğu kesin inovasyon eskiyi bir gömlek üste çıkarma (her açıdan) anlamında kullanılabilir.işte inovasyonun en hızlı patladığı saha internette yeni fikirlerimi sizinle paylaşcağım platformu burada kuruyorum.. Ben önceden bulunmuş olan bir fikri inovatif hale getiriyorum..işin özeti aslında bu

Fikir şu online pazaryeri denilen olay sadece ürünün tanıtımını firma bilgilerini iletişim adresi falan barındırırken yeni fikrimde satıcı ve alıcı online konumda chat ortamı sağlayacak ve birebir konuşma gerçekleşecektir.

Bu zaten var dediğinizi duyar gibiyim. Ancak ortada şu var sahibinden.com araba.com emlak.net gibi websitelerine bu uygulama yapılırsa bu sitelerin trafiğini düşenmiyorum bile online pazaryeri olan e-trade sitelerine belki gitmeyebilir bu fikir ama farklı bir hedef kitleye sahip bu websitelerine ( Hangi kategoriye giriyor bilmiyorum bu websiteleri ) çok iyi gideceğini düşünüyorum.hatta bunun ilerki bölümünde kendine ait bir program vasıtasıyla online veya çevrim içi ticaret gelişebilir. yani msn gibi düşünün ancak bunun ticarisi msnden ürün search edip ilgili online kişileri bulup chat imkanı sağlayabiliecek bir teknolojiden bahsediyorum…

Fikrin etkin olması içinde yani işe yaramaz spam veya otomesaj olmaması için belirli yetkinlikler verilebilir ve google gibi olup sistemin verimini düşürmeye imkan bırakılmamalı google da biliyosunuz tıklama başına değil etkinliğine göre websitenin ratingi belli oluyor ona göre arama yapılırken üst sıralarda çıkıyorsunuz sitenin etkinliği burda önem arz ediyor.

Verimsiz ulaşım ne demek önce bunu sorgulayalım Türkiyede herkes bilir özel araçların ve şehirlerarası otobüslerle yolculuğu ne kadar güvensiz ve pahalı olduğunuda bilir ayrıcana yani;şu haber (alttaki) iyi bişey gibi gözönüne seriyolarsa burda düşünmemiz lazım 20 milyar dolar az değil yani biz bu kadar zengin değiliz …

Toplum olarak bence yediğimiz kadar üretmiyoruz hep kredi alıyoruz hep yiyoruz ama çalışmıyoruz aslında ithalat ülkesi olmuşuz tüketiyoruz sadece firmalarımızın çoğu satış üzerine vergisini veriyor ama başka ülkenin malını kullanıyoruz ozaman biz yatıyoruz birimiz zenginleşirken diğerini fakirleştiriyoruz çünkü üretim yoksa; toplam hasıla değişmez zenginin parası artarken fakir iyice yaşam standartından olur.

”Yeni yapılacak bu otoyolların bağlantı yolları ile birlikte 2 bin 700 kilometre uzunluğunda olması planlanıyor. Yeni otoyol projeleri kapsamında İstanbul Boğazı’na üçüncü; İzmit Körfezi ve Çanakkale Boğazı’na da birer asma köprü yapılacak. Yaklaşık 20 milyar dolara mal olması beklenen yeni otoyolların ihaleleri, Yap-İşlet-Devret modeliyle gerçekleştirilecek. ”

Haber bu yani demiryolu gibi bi alternatifimiz varken bunlar yapıacak iş değil..

Birde ATO ‘nun haberine bakalım;

Rapora göre 1923 yılında 1.378 km. olan demiryolu uzunluğu, Atatürk’ün vefatına kadar geçen 15 yılda 6.890 km ye ancak ulaştı. Rakamlar o tarihten bu yana bir arpa boyu yol almadığımızı gösteriyor. Atatürk’ün vefatından bugüne kadar geçen 66 yılda sadece 4.032 km. demiryolu yapıldi.

Raporda demiryollarının özellikle 1950 yılından sonra Marshall yardımlarıyla demiryollarının ölüme terkedilip, karayolları yapımına başlandığına vurgu yapılıyor.. 1950-1980 yılları arasında geçen 30 yıllık sürede yılda sadece ortalama 30 km. yeni demiryolu hattı yapıldığı, 1980′li yılların ortalarından itibaren otoyol politikasına öncelik verildiği belirtiliyor.

1950-1997 yılları arasında karayolu uzunluğu % 80 artarken, demiryolu uzunluğu sadece % 11 arttığına dikkat çekilen raporda, bugün 386 bin kilometre karayolu uzunluğunun demiryolundan 35 kat daha fazla olduğu belirtiliyor.

DPT’nin hesaplamalarına göre, çift hatlı, elektrikli ve sinyalli 1 km.lik demiryolunun maliyeti düz arazide 1.4, engebeli arazide 3, çok engebeli arazide ise 4.2 milyon dolar. Buna karşın 1 km.lik otoyolun maliyeti düz arazide 6, engebeli arazide 12 milyon doları buluyor. Buradan çıkan sonuç: Karayolu demiryoluna göre 4 kat pahalı.

1980′lerden bu yana Türkiye karayollarına yaklaşık 30 katrilyon lira para harcadı. Bu parayla 12 bin 500 km. demiryolu yapabilirdik. Türkiye, topraklarını demir ağlarla örmek için hala şansını yitirmiş değil. Rapora göre 15 bin km. duble yol için kullanılacak kaynakla 33 bin km. çift hatlı demiryolu yapabilme alternatifini elinde bulunduruyor. Ancak bunun için ulaşım staratejisinde köklü bir değişim gerekiyor.

Avantajlar bununla da bitmiyor. karayolunun ömrü en fazla 13 yıl ile sınırlıyken, Demiryolunun ömrü 30 yılı buluyor.

Taşımacılık maliyetleri de yatırım maliyetlerinden aşağı kalmıyor. Karayolu taşımacılığı, demiryolundan 7 kat pahalıya geliyor.

Yakıt açısından da demiryolu, karayoluna göre 6 kat ucuzdur. Nakliyatın üretimdeki maliyet etkisinin yüzde 35-40 düzeyinde olduğu düşünüldüğünde demiryolu Türk firmalarının rekabet şansı için de hayati önem taşıyor.

Petrole bağımlı bir ülke olarak her yıl milyonlarca doları karayollarında heba ederken, enerji tüketimi karayolunun dörtte biri olan demiryollarını ihmal ediyoruz. Karayolları, ulaşım yatırımları için ayrılan payın % 72’sini alıyor. Buna karşın demiryolunun, payı yüzde % 7.

Trenle yolculuk artık sadece bi noltalji belki bir eğlence olmuş işe gitmek için treni kullanan kaç kişi var metrolar yetersiz tramvaylar tıkış tıkış ama petrolün dünyanın en pahalı satıldığı ülkemizde araba satışları on numara ilerliyo bu hibritli araçlar ise nedense Türkiyenin uzaktan yakınından geçmiyo ne hikmetse!!bundada bi işe olduğu kesin enerjinin ulaşımla birebir ilişkisi var enerjininde kaynaklarla ilişkisi var potansiyel dersen var ama çalışma yok bu kalıplaşmış bi kelime evet ama gerçek ; çalışmıyoruz yatıyoruz üretmiyoruz tablo bu ama elimizdede somut birşey yok aslında dış mihrakların korktuğu şeyde bu somut veri yok ellerinde..

Küçük bir öneri : Arkadaş, eğer yazılımdan ve ingilizceden çakıyosan azcık sana bi haber-blog sitesi yapmanı tavsiye ederim teması Dış ülkelerdeki etkilerin bizim vatandaşımıza somut etkisi nedir? Örneğin çindeki depremin yarattığı spekilasyonun neticesinde demir fiyatları arttı dolayısıyla  6 ay sonraki emlak piyasası etkilendi vatandaş % bilmem kaç bu durumdan etkilendi. hadi kolay gelsin

Bilgi istiyorum ama cevher halinedeki bilgiyi istemiyorum ben maden işçisi değilimki bilgiyi işleyip uzmanlaşmış hale getiriim yani.. Tam olarak demek istediğim şu; Kimse uzmanlaşmış katma değerli bilgiyi piyasaya sunmuyor Bilmediğimiz çok şey var derken aslında o bilgi öğrenebiliriz ve çok az zamanımızı alır. Buzamanda bilgiye ulaşmak kolay bence tam bir safsata aslında tam tersi çünki hızlı gelişen teknoloji ve ”ışık hızındaki” inovasyon tam bilgiye ulaşmamızı zorlaştırıyor.

Uzmanlaşmış yani katma değerli bir işte kullanılmış ve süzülmüş olan bilgi özü çok zor yakalanan ve piyasada guru olarak tabir edilen kişilerde var olan bilgidir.Dünyada bilgi paylaşımın olduğuna inanmıyorum çünkü hiçkimse bilgi özünü paylaşmak istemiyor.Çünki kaymağını ilk önce o yemek istiyor ve uğraşmamakta başka bir etken tabiki.

Aslında bilgi özütü içeren (uzmanlaşmış) paylaşım siteleri çok büyük prim yapıyor.Sözlükler ve katılımcı youtube gibi siteler buna iyi örnek.Çünkü uzmanlaşmış bilgiyi  ”beleşe” önümüze seriyorlar.
Google ise daha büyük bi bilgi katmanı ve uzmanlaşmış bilgiyi bikaç katmanda sakladığı için konumuz dışında kalabilir. Diğer bi örnekte Ana haber bültenleri uzmanlaşmış bilgiyi bize prime time’da sağlayıp kısa sürede çok bilgiyi almamızı sağladığı için şuan Türkiye’nin en çok izlenen programı.

Amma ve lakin gel gelelim işin gerçeğine Türkiye’de verilen (mühendislik eğitimi) 4 yıl eğitimi inanın 2 senede çok rahat verebilirler Buna ilave olarak 4 senede 2 mühendislik dalını tüm öğrencilerin dahil olduğu  (sadece çapçılar değil ) bir eğitim planlaması yapılsa başarılı olacağı kanısındayım yeterki bilgi özünü tüm öğrencilere verebilecek eğitimcilere sahip olalım..Burda bir örnek daha vercem ”Belirli ”Osmanlı padişahları, kendi kendilerine  Cihan imparatoru olmadılar verilen muhteşem eğitimin semerelerini dünyaya hükmederek aldılar yani laları onları bu seviyeye getirdi demek istediğim mükemmel bilgi özünü onlara sunarak gemileri yürütmek gibi çılgın ve olağanüstü fikri bulmalarına vesile oldu diyebiliriz.

Yok bilgi çağında yaşıyoruz yok bilmem ne gibi laflarla kimse kandırmasın içi boş saman alevi gibi hemen yanıp sönen laflarla aslında kalıplaşmış önyargıları bize kakalılıyorlar tabiri caizse…

Bundan sonraki konumuz ise içi boşaltılıp yerine bir sürü önyargının konduğu kalıplaşmış cümleler bizi idellerimizden ve vizyonumuzdan yançizdiren bu genel yanlışlar.

görüşmek üzere
( Bir Endüstri mühendisi yazdığı konuştuğu kelimelerin; bile tarihini, serüvenini ve ne anlama geldiğini sorgular. )

Bilgi paylaştıkça güzeldir. Ekşiden ödün(ç)aldığım bi hikayeyle başlayalım konuya , aslında bu konuya öncelik vermemin sebebi soruna köküne bir bıçak darbesi indirmek  neyse hikaye şöyle;

matematik ogretmeni ilkokul cocuklarina sormus :
- agacta 5 kus var. birini vurdum kac kaldi?
ahmet hemen cevap vermis:
-hic kalmaz. cünkü sesten hepsi ucar, demis.
ogretmeni bunun üzerine :
- olmaz oyle sey. burasi matematik dersi. 5 taneden biri vurulursa 4 tane kalir. ama dusunus bicimini begendim.
ahmet fena halde hirslanmis :
- ben de birsey sorabilir miyim ogretmenim?
- sor bakalim.
- uc kadin dondurma yiyor; biri isirarak, biri yalayarak, biri emerek yiyiyor. bunlardan hangisi evlidir?
ogretmen kizarip bozarmis. sonunda :
- bilemem, demis. emen mi?
ahmet cevabi yapistirmis:
-yoo, parmaginda alyansi olan. ama dusunus biciminizi begendim.

ahmet soruna farklı parametrelerle yaklaşmış ancak öğretmeni popüler değişkenleri kullanmış aslında hayatımızın tüm alanlarında var olan bu olay küçük detayları kaçırmamızla farkedişimizin üstüste örtüşmesiyle algı alanımıza girer.

Burda bi soru daha soralım kendimize Peki ya algıda seçiçilik nasıl oluşur nasıl gelişir. Bazılarında bu istidat fazlayken diğerinde neden azdır.Hangi parametreler algıda seçiçiliği artıyor..

Acaba Detayları değişkenlermi yaratır. Hayatıda detaylarmı oluşturur?

İşte Endüstri mühendisliği disiplinin temelini oluşturan Analitik düşünce sistemi kesinlikle düzenli bir sistem değil bu konu araştırılırken bile belkide tüm parametreler gözönüne alınamıyor. Sorun şu belkide tüm değişkenler ortamlara ve lokasyonlara göre farklılık gösterebiliyor. Konuya tüm açılardan yaklaşımın zor olduğu bu zamanda BİLGİ yani ”tüm parametreleri bilmek” o konuda başarının planlanmasıdır.

Yani konuyu açacacak olursak; bir ürün terminini düşünelim ( ürünün termini olurmu bilmiyorum? ) ozaman sadece termini düşünelim, bu termindeki tüm parametreleri bilmek demek o konuda her türlü bilgiyi bilmek demek aksi takdirde  tüm değişkenleri bilmemek ürünün akışında çıkacak soruna yabancı olmak demek dolayısıyla analitik düşünce akışında bilgi eksikliği demektir.

Kısaca tüm değişkenleri BİLMEMEK yani bilgi sahibi olmamak analitik düşünce akışınında olmaması demektir bu cümleyi olumsuz kurmamın sebebi belkide beyinin daha kolay anlamasını sağlamaktı ancak olumsuz cümleleri daha iyi anlayıp anlamadığı bilgisi yok bu sadece bir öngörü ..